İş Hayatındaki Yeni Mezunlar

İş Hayatındaki Yeni Mezunlar: Seri 17 – Mustafa UYSAL

Merhaba Mustafa! Tanımayanlar için kendini tanıtır mısın?

Selamlar, Ben Mustafa, 24 yaşındayım. İş hayatıma başlamadan önce, Hacettepe Üniversitesi İşletme bölümünden 2021 yılında mezun oldum.

Küçük yaşlarımda teknolojik ürünlere çok meraklı bir çocuktum. Telefon, radyo, televizyon vb. ürünleri söküp içlerinden çıkan parçalarla kendimce yeni ürünler yapmaya çalışırdım. Tabi ki hiçbir zaman bu konuda başarılı olamasam da saatlerce bununla uğraşırdım :). Aslında küçüklüğümden beri sahip olduğum bu özelliğim ilerleyen yaşlarda da mesleğimi belirlememe yardımcı oldu. Sıfırdan yeni bir şeyler yaratmak ve bunu yönetmek benim bu hayattaki en büyük tutkum. Bu yüzden de okuduğum bölümden aykırı olarak yazılım sektöründe mobil uygulama geliştiricisi olarak çalışmaktayım.

Mustafa bize üniversite tercih sürecinden bahsedebilir misin?

Aslında benim için garip bir süreç olduğunu söyleyebilirim çünkü lise yıllarımda Matematik haricinde neredeyse hiçbir dersi sevmeyen bir öğrenciydim. Ezber yeteneğim yok denecek kadar azdı ve buna rağmen eşit ağırlık bölümünde okumaktaydım. Ezber yeteneğimin olmamasına rağmen eşit ağırlık bölümünü seçme nedenim ise yine okuyacağım üniversiteyi seçme nedenim ile aynıydı. Ben her zaman aşırı ders çalışmaktan sıkılan bir öğrenciydim çünkü hayatımın büyük bir çoğunluğunu derslerin kaplamasını istemiyordum. Neyse ki Matematiğimin iyi olmasından dolayı üniversite sınavında iyi bir sıralama yapmıştım.

Üniversite tercihinde bulunurken yine dersler konusunda görece en rahat bölümü okumaya karar vermiştim hatta bu konuda çok garip bir örnek vermek istiyorum: Benim yaptığım sıralama ile çoğu hukuk fakültesine girebiliyordum ama rahat bir üniversite yılı geçirmek istediğim için İşletme bölümünü, kampüsü ve kampüs içi olanakları çok iyi olduğundan dolayı da Hacettepe Üniversitesini seçmiştim. Hacettepe Üniversitesi İşletme bölümü benim ilk tercihimdi ama İşletme bölümünün taban sıralamasıyla benim yaptığım sıralama arasında neredeyse 40k fark vardı. Bu yüzden de iktisadi ve idari bilimler fakültesine birincilikle girmiştim. Çoğu lise öğretmenim daha iyi bölümler yazabileceğimi söyleyip bana karşı çıksa da dediğim gibi benim tek umurumda olan şey rahat ve eğlenceli bir üniversite hayatıydı. Bu yüzden bu süreç benim için oldukça ilginç geçti ?

Peki üniversite hayatında nelerle uğraştın, nasıl bir üniversite hayatı geçirdin?

Hacettepe Üniversitesinde okumak hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biridir çünkü muazzam bir kampüsü var ve hala arkadaşlarımla dışarı çıktığımızda çoğu zaman kampüse oturmaya gideriz.

Üniversite hayatının insanın hayatının dönüm noktalarından biri olduğuna inanıyorum çünkü insana çok fazla arkadaşlık, dost, anı, macera ve en önemlisi de tecrübe kazandırıyor. Benim içinde üniversite hayatımın özeti bu şekilde oldu diyebilirim.

Üniversiteyi kazandığım sene bilerek hazırlık sınavlarına girmeyip üniversiteyi daha iyi tanımak için bir sene hazırlık okumuştum. İyi ki de öyle yapmışım çünkü o bir sene benim için adeta üniversiteyi tanımakla geçti. Hazırlık sınavlarını geçip 1. sınıfa başladıktan sonra asıl üniversite hayatı başlamıştı benim için. İşletme bölümü çok şanslı bir bölümdü çünkü Türkiye çapında büyük bir topluluğa sahipti. HİT adıyla bilinen Hacettepe İşletme Topluluğu bölümün en eğlenceli tarafıydı diyebilirim. Çünkü gerek kariyer anlamında gerek sosyal sorumluluk anlamında gerekse sosyalleşme anlamında bir sürü etkinlik düzenliyorlardı. Bu etkinlikler sayesinde öğrenciler büyük şirketlerdeki yöneticilerle tanışıp networklerini genişletiyorlardı. Bu ortamdan çok etkilendiğim için bende topluluğa girmiştim. Ardından 1 sene sonra yönetim kuruluna başvurup kabul aldıktan sonra İnsan Kaynakları Koordinatörü olarak görev yaptım.

Aslında bölümden ziyade topluluk bana çok fazla şey kattı. Birçok yönetici ile tanışmıştım hatta bazı yöneticiler ile arkadaşlık kurup dışarıda eğlenmeye gittiğim bile oluyordu. Senede 20 ile 30 arası etkinlik düzenliyorduk. Bu etkinliklerin fikir aşamasından, sponsorluklarına, gelecek konuşmacıların ulaşımından etkinlik mekanının ayarlanmasına kadar her aşamasından biz sorumluyduk. Adeta üniversite yıllarının başlarında sanki bir şirket simülasyonuydu benim için topluluk. Bunların yanı sıra toplulukta beraber çalıştığım arkadaşlarım üniversiteden sonra da en yakın çevrem oldular bence en güzel tarafı da bu oldu.

Yazılım alanıyla tanıştıktan sonra ise bu alana ağırlık vermeye başladım. Üniversitemizin ödül törenin organizasyonunda 2 sene web geliştiricisi olarak çalıştım.

Yazılım dışında kalan zamanlarımı ise aslında sosyalleşmeye ayırıyordum. Hacettepe İşletme Topluluğunda 1 sene İnsan Kaynakları Koordinatörü, Hacettepe Kristal Geyik Ödül Töreninde 2 sene yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptım. 3 sene boyunca denetim sektöründeki en büyük firmalardan biri olan PwC’nin kampüs temsilciliği görevini yürüttüm.

Ardından yine topluluktan 3 arkadaşımla beraber bir start-up kurduk. Start-up’ımızı olayı öğrencilerin sosyal hayatıydı. BiSosyal ismiyle çıkardığımız uygulamada Ankara’daki öğrencilerin en çok gittiği mekanlardan öğrencilere indirimler sunuyor ve bu mekanlarda çeşitli partiler düzenliyorduk. Aslında işimiz tamamen sosyalleşmeydi?.

Yazılıma ilk başladığım sıralarda vaktimin tamamı internetten aldığım yabancı veya yerli hocaların verdiği kurslara çalışmakla geçiyordu. Ardından daha fazla tecrübe için ilk başlarda küçük işletmelere ücretsiz projeler kodluyordum. Alanda geliştikçe bir yandan yeni şeyler öğreniyor bir yandan da dışarıdan aldığım işleri yetiştirmeye çalışıyordum. Bu sayede daha mezun olmadan tam zamanlı olarak işe başlamıştım. Bu süreç içerişimde Memorial Sağlık Grubu, OYAK, Hacettepe Üniversitesi, Garanti Barter vb. birçok büyük kurum ve kuruluşun yazılım projelerinde çalıştım.

Üniversite hayatımda staj yapmak ise benim için hayatımın diğer dönüm noktalarından biriydi. İlk stajımı şu an hala çalışmakta olduğum Jotform firmasında Dijital Pazarlama alanında yapmıştım ve bu staj aslında benim hayatımı değiştiren an olmuştu. Çünkü ben yazılımı Jotform ile tanıdım. Ofisteki çalışanların çoğu yazılımcıydı ve biz dijital pazarlama stajyerleri olarak yazılımcıların yaptığı ürünler üzerinde çalışıyorduk. Birilerinin sıfırdan yaptığı ürünleri biz inceliyorduk. Bu duygu beni çok cezbetmişti ve o an itibarıyla ben de yazılım öğrenmeye karar vermiştim. Sürekli öğreniyor, araştırıyor ve geliştiriyordum.

Sektörde iyice pişmek için ilk zamanlarda ücretsiz birçok web sitesi ve mobil uygulama kodlamıştım. Ardından 1 sene sonra yine Jotform firmasına web geliştirici stajyeri olarak kabul edildim. Bu stajımda kendi kendime öğrendiğim yazılım bilgisinin üzerine Jotform birçok tecrübe katıp beni sektöre adeta hazırlıyordu. Yaptığım bu staj benim hayatımdaki en büyük tutkumu bulmama sebep oldu.

O staj sayesinde mesleğim ve en büyük hobim benim için aynı şeyler bu yüzden üniversite dönemindeki staj yapmak bence insana en çok tecrübe kazandıran ve hayata hazırlayan unsurdur.

Kısaca üniversite hayatım benim için dolu dolu, eğlenceli ve tecrübelerle dolu 5 yılı içeriyor.

Gerek üniversitenin gerekse topluluğun getirmiş olduğu sosyal imkanları ve avantajları bir hayli kullanmışsın ? Peki akademik anlamda değerlendirdiğinde nasıl bir öğrenciydin, ders notların, derslere devam durumun nasıldı?

Hazırlık ve birinci sınıf dönemlerimde aslında notlarım ve derslere devam durumum gayet iyiydi ancak yazılımla tanıştıktan sonra hayatımın çoğunluğu yazılım olmuştu. Çünkü neredeyse sabahlara kadar yazılım konusunda kursları izleyip öğrenmeye çalışırken bir yandan da kendimi geliştirmek için projeler kodluyordum. Bu konuda çok inat bir insandım aslında hala öyleyim. Kodladığım bir projede karşılaştığım bir sorunu çözmeden o masadan kalkamıyordum ve bu yüzden sabahlara kadar çalışıyordum. İşlerimi bitirdiğimde zaten sabah olmuş oluyordu ben de okula gitmek yerine uyuyordum?.

Ama bunlara rağmen bölüm beni çok zorlamadı, 3.13 gibi görece iyi bir not ortalamasıyla bölümümden mezun oldum.

Şu anki tecrübelerinle üniversiteye geri dönecek olsan neleri değiştirmek isterdin?

Eğer istediğim herhangi bir şeyi değiştirme gücü verselerdi kesinlikle son senelerimin kampüste geçmesini isterdim çünkü pandemiden dolayı 1,5 sene kampüsten değil uzaktan devam etmiştik. Bunu kesinlikle değiştirmeyi çok isterdim.

Peki, çalıştığın iş mezun olduğun bölümle alakalı mı?

Hayır, İşletme bölümünden mezun olmama rağmen şu an yazılım sektöründe mobil uygulama geliştiricisi olarak çalışmaktayım. Ama okuduğum bölümün işimde bana katkısını çok gördüm çünkü yazılımda sizden beklenen her zaman oturup sabaha kadar kodlama yapmak değil, yeri geldiğinde yaptığınız o ürünü iyi bir şekilde yönetmekte oluyor. İşletme hocalarımdan öğrendiğim bilgilerin bu konuda bana yardımı çok olmuştur.

Mobil Uygulama Geliştiricisinin görevi nedir, ne yapar?

Jotform toplamda 15 milyondan fazla kullanıcısı olan insanların her türlü form yaratmasını sağlayan bir üründür. Ben de bu ürünün mobil uygulamasından sorumlu takımın çalışanlarından biriyim.

Takım olarak biz kullanıcılarımızın mobil uygulamadaki yaşadığı sorunları tespit edip çözmekten ve kullanıcılarımızdan aldığım geri dönüşler doğrultusunda uygulamaya yeni özellikler eklenmesinden sorumluyuz.

İş arama sürecinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Aslında doğrudan iş arama sürecim hiçbir zaman olmadı. Yazılıma ilk başladığım sırada yaptığım ücretsiz işler farkında olmadan kendi reklamımı yapmıştı. Bir süre sonra artık yaptığım işler sayesinde daha büyük işler alıyordum ve bu sayede daha üniversite yıllarımın ortasında gelir elde ediyordum. Daha mezun olmadan da zaten bir yazılım firmasından tam zamanlı iş teklifi alıp çalışmaya başladım.

İş konusunda her zaman şuna çok inandım: Sevdiğim işin peşinden pes etmeden gidersem başarı beni bulur. Aslında ailem ilk zamanlarda bu konuda beni hep tedirginlikle izlediler. Çünkü okuduğum bölümden aykırı bir sektöre yönelmiştim ve işsiz kalma olasılığım yüksekti. Ama ben bu konuda hiç negatif düşünmeden sadece çalışmaya devam ettim ve bu da beni başarıya götüren şey oldu.

Sence işe girmenizde ne gibi özellikleriniz etkili oldu?

Ben yaptığım işe aşık bir insanım bu yüzden de çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Yaptığım işe olan bu duygum her zaman çalıştığım yeri kendi işim gibi sahiplenmemi sağladı. Diğer yandan insanlarla olan iletişimim hayatımda en çok önem verdiğim ve dikkat ettiğim konulardandır. Gerçekten bir insanın benimle anlaşamaması çok olağanüstü bir durumdur?.

Son olarak da açıkçası pes etmek bilmeyen bir insanım. Karşılaştığım bir sorun ile sonuna kadar savaşırım. Bu konuda çok sevdiğim ve beni özetlediğine inandığım bir söz var: Ben asla kaybetmem ya kazanırım ya öğrenirim.

Bu saydığım özelliklerim sayesinde firmalar gözünde hep bir adım öne geçtiğime inanıyorum.

Üniversite öğrencileriyle paylaşmak istediğin bir tavsiyen/önerin var mı?

Kesinlikle üniversite hayatını çok iyi değerlendirmek gerekiyor çünkü o güzel zamanların maalesef tekrarı yok. Sürekli ders çalışılarak geçirilen bir üniversite hayatı bana göre eksik bir hayat.

En önemlisi de şunu unutmamak gerekiyor üniversite sizi yalnızca mesleğinize değil hayata hazırlar.

İş arayan yeni mezunlarla paylaşmak istediğin bir tavsiyen/önerin var mı?

Mutlaka ama mutlaka sevdiğiniz işin peşinden pes etmeden gidin. Bir insanın kendisine ve ailesine yapabileceği en büyük kötülük mutsuz olduğu bir işte çalışmaktır.

Toplumun sizin önünüze koyduğu tabuları önemsemeyin. Bu hayat sizin ve siz ne yaparsanız onu sadece yine siz yaşayacaksınız. Unutmayın sevdiğiniz işi yaparsanız ömür boyu çalışmak zorunda kalmazsınız.

#fikirselröportajlar serisine konuk olduğun ve çizginin dışındakilerden ‘’nam-ı diğer outliers ?’’ biri olarak değerli tecrübelerini bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz Mustafa, okuduğu alandan farklı bir alana yönelmek isteyen öğrencilere & mezunlara tecrübelerinin ışık olması dileğiyle..

*Son 5 yıl içerisinde üniversiteden mezun olmuş ve halihazırda bir işte çalışıyorsanız veya yüksek lisans yapıyorsanız sizlerin deneyimlerinizi de bu röportaj serisinde paylaşmak isterim.

Yazı Kaynağı

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu