İş Hayatındaki Yeni Mezunlar

İş Hayatındaki Yeni Mezunlar: Seri 14 – Sercan Yiğit TANRIVERDİ

Merhaba Yiğit! Tanımayanlar için kendini tanıtır mısın?

Selamlar herkese, iş hayatıma başlamadan önce, ismim Yiğit Sercan Tanrıverdi, doğma büyüme Ankaralıyım, liseyi Gölbaşı Anadolu Lisesi’nde okudum, 2014 senesinde İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği bölümünü kazanınca İstanbul’a taşındım. Bir yıl hazırlık ile 2020 senesinin ocak ayında okulumdan mezun oldum.

2020 senesinin sonunda okulum devam ederken son 1.5 yılında staj yapmış olduğum şirket olan TUSAŞ’ta mühendis olarak çalışmaya başladım ve 1 yılı aşkın bir süredir de MRB (Material Review Board) Mühendisi olarak çalışıyorum.

MRB Mühendisi olarak göreve başlayana kadar ya da şöyle ifade edeyim, mülakatlarına girene kadar geçen zamanda departmanımla alakalı çok fazla bir bilgiye sahip değildim. Havacılık sektörü haricinde yaygın olan bir bölüm değil burası; ancak buna karşın havacılıkta çok önemi olan ve sorumluluğu bir hayli fazla olan bölümlerden bir tanesi.

Yaptığımız iş seri üretim halinde olan uçakların, helikopterlerin sahada üretimi esnasında ortaya çıkan uygunsuz durumlarına çözüm bulmak, bir nevi uçak veya helikopter bazında tasarım yaparak uygun olmayan yerler için dizayn gereksinimlerini karşılamak ya da daha iyi hale getirmek. Belli başlı tamir metotları elbette var, hangi durumda ne yapmanız gerektiğini söyleyen, yol gösteren manueller gibi; ancak iş biraz burada tecrübede saklı ne kadar çok vaka gördüğünüz ne kadar çok projede çalıştığınız sizi öne çıkarabilecek faktörlerden aslında.

Tasarımdan, analiz bölümüne; satın almadan, program yönetimine; alandaki teknisyenler ve kaliteciler, imalat mühendislerine kadar farklı alanlardan birçok kişi ile dirsek teması halinde çalışıyorsunuz ve bu size her anlamda çok şey katıyor, bu sebeple kendimi şanslı hissediyorum.

Yiğit bize üniversite tercih sürecinden bahsedebilir misin?

Üniversite tercih dönemlerinde kişinin aslında çoğunlukla kendi istediği yerleri yazamadığını hem ailesi hem de kafasına önceden çizilmiş ‘imaj’ sebebi ile çok farklı yerleri yazabildiği görüşündeyim. Belki farklı ülke ve dünya koşullarında bambaşka bir meslek tercih edebilirdim; ancak ben yine de o zamanlar vermiş olduğum karardan dolayı gayet mutluyum diyebilirim, ben liseye başladığımdan beri hep mühendis olmak istiyordum, ne mühendisi olacağım o zamanlar kafamda net değildi; ancak matematik ve fizik derslerini temele alan bir meslek sahibi olmak fikri benim için hep çok cazipti.

Zamanla diğer mühendislik gruplarının birçoğunun makine mühendisliğinden ayrıldığını görmemle beraber yönümü biraz çizmiştim de aslında. O dönem Ankara’da yaşadığım ve arkadaşlarımın birçoğunun da Ankara’da kalacağı gerekçesiyle ve teknik bir üniversitede mühendislik eğitimi almak istediğimden ODTÜ düşüncesi baskındı. Ancak gerek üniversite sıralamamın riskli bir yerde olması, gerekse 18 yaşlarında Ankara dışına çıkmak ve üniversiteyi İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde okuma fikri beni iyice kendine çekti.

Tercih döneminde Ankara’da hiç okul gezmedim, doğruca İstanbul’a gidip İTÜ’nün Gümüşsuyu’ndaki ve Maslak’taki kampüslerini gezdim, okulda okuyan kişilerle konuşma fırsatım oldu ve İTÜ Makine Mühendisliği bölümüne 2014 senesinde böylece giriş yaptım. Bilinçli bir tercihti elbette ama bir yandan da daha 17 yaşında tercih yaptığım için ileride fikrimin değişmesinden de çekiniyordum, neyse ki çekincelerimin hiçbirisi gerçekleşmedi. Kendi adıma doğru bir tercih yaptığımı düşünüyorum.

Peki üniversite hayatında nelerle uğraştın, nasıl bir üniversite hayatı geçirdin?

Üniversiteyi İstanbul’da okumanın kattığı çok fazla şey var öncelikle, bunlardan en önemlisi şehrin çok büyük olması ve çok sayıda üniversite öğrencisinin bu şehre başka şehirlerden okumaya gelmesinin sizi otomatik olarak geniş bir sosyal çevre içine sokması.

Buraya yazarsam konu dışına çıkıp geri dönülmesi zor olacak kadar çok sosyal etkinlik içerisinde bulundum, yakın arkadaşlarımın büyük bir çoğunluğunu da buralarda edindim diyebilirim. Bunların yanında okuldaki dersleri keyfi olarak kaçırdığımı pek söyleyemem, okuduğum bölümün zor ve sınıfta aynı dersi defalarca kez tekrarlayarak alan insanlar olduğunu gördüğümden her derse katıldım diyebilirim.

Dersi klişe tabiri ile derste öğrenmeye çalışırdım, çünkü okulda geçen zaman gerçekten bir hayli fazlaydı ve eve gittiğimde dersi sıfırdan çalışmak çok daha zor gelirdi bana. Sınav haftaları ve ödev dönemleri harici evde çok fazla ders çalışan birisi olduğum söylenemez.

Okul bir yandan devam ederken bir dönem dışarıdan arkadaşlarımla beraber birçok kısa film çektik, sonra profesyonel bir tiyatro ekibinde Oyun Asistanlığı yaptığım bir dönem olmuştu, hatta daha sonra bazı tiyatro ekiplerinin profesyonel olarak fotoğraflarını çekip para kazanmaya bile başlamıştım. Yani kısaca okulun yanında sahne sanatları ve görsel sanatlarla ilgileniyordum, ki hala da ilgilenmeye devam ediyorum, hayatımın vazgeçilmez birer parçası her biri.

Mezun olmama kısa bir süre kala TUSAŞ’ın İTÜ kampüsündeki ofisinde yarı zamanlı stajyer alımı yaptığını duydum ve başvurdum, mülakatlar sonucunda da İstanbul ofisinde çalışmaya başladım, burada her hafta TUSAŞ’ta çalışan bir mühendis önderliğinde eğitim veriliyordu. TUSAŞ’ın çalışma şartlarını görmek açısından da faydalı bir dönemdi benim için.

Şu anki tecrübelerinle üniversiteye geri dönecek olsan neleri değiştirmek isterdin?

Şu an üniversiteye geri dönecek olsam değiştirmek istediğim bir iki konu elbette benim de var, bunlardan birincisi İngilizce dışında başka bir dil daha öğrenmeye başlamak, ikincisi de okulun proje kulüplerinden, örnek verecek olursak: Güneş enerjisi ile çalışan yarış arabası takımı gibi, birinde çalışmak. Bunları ben yapamadım gerek o dönemin koşulları gerekse de daha farklı şeylere ağırlık vermem sebebiyle zaman olmadı diyebilirim.

Peki, çalıştığın iş mezun olduğun bölümle alakalı mı?

Yapmış olduğum iş, mezun olduğum bölümle yakından alakalı, yalnızca okulda görmüş olduğunuz dersleri pratikte işleme şansınız hangi okul olursa olsun pek mümkün olmuyor. Makine elemanları, mukavemet gibi dersler çokça kez karşıma çıktı geçen 4 senede, ancak bunları uygulamalı olarak çalışmak daha başka bir disiplin istiyor. Teori ile pratik arasında farklılıklar elbette var, ancak onu da zaman içinde kavrıyorsunuz.

Biraz da mesleğinden bahsetmek gerekirse MRB Mühendisi nedir, genel hatlarıyla neler yaparsınız?

Aslında mesleğimi önceki sorulara cevap verirken yer yer anlattım; ancak tekrar etmekten zarar gelmez, demiş olduğum gibi MRB, şirket içerisinde proje ayırt etmeksizin her türlü imalatı gerçekleşen ürünün seri üretiminde destek veren önemli bir destek grubu.

Mühendislik Hizmetleri’nin içerisinde yer alıyor. Yapılan işi bir örnekle anlatmak gerekirse: teknik resimde bir düzlem üzerinde belli bir lokasyona delinmesi gereken delik olması gereken yerinden belli bir kaçıklıkla farklı bir yere delinebilir, bu durum ise belli başlı bazı sıkıntılara sebebiyet verir, montajın devam edememesi ya da deliğin ileride bulunduğu konum itibari ile oraya bağlanan bağlayıcının gerekli strength değerlerini sağlayamaması gibi. Böyle bir durumda deliğin açıldığı malzemenin ne olduğu, o malzemenin kalınlığı, bulunduğu lokasyon gibi birçok parametreyi gözünün alıp bir çözüm vermemiz gerekiyor ve bu çözümün de alandaki montaj hattının durmaması için mümkün olan en kısa sürede verilmesi önem arz ediyor. Bir nevi günlük olarak üretimde ortaya çıkan hatalı durumlara yeni bir tasarımla ”iyileştirme” yapmak da denilebilir.

İş arama sürecinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Okuldan mezun olduktan sonra TUSAŞ ile girdiğim mülakatın yanında başka firmalar ile de görüştüm. Bu süreçte birçok mülakata girdim, bazıları olumlu, bazıları da olumsuz geçti. Ancak kullanılan teknolojilerin en üst seviyesinin ve en iyisinin havacılık sektöründe olması, hem kendimi geliştirebilmem açısından hem de katma değer üretme anlamında bana daha geniş bir çerçeve sunacağını düşünmem TUSAŞ’ta çalışmaya başlamamın iki önemli gerekçesi olarak bakabiliriz.

Sence işe girmende ne gibi özelliklerin etkili oldu?

Açıkça ifade etmek gerekirse hangi özelliklerimin bu işe giriş aşamasında etkili olduğunu ben de bilemiyorum 🙂 İşe girmemde öncelikle daha önceden TUSAŞ’ın İstanbul’daki şubelerinden bir tanesinde uzun dönem staj yapmam benim için öncelikli nedenlerden bir tanesi.

Yaptığım şeyi seviyorum ve bir şeyler öğrenmek, yeni bir şeyler denemek beni heyecanlandırıyor, mülakat esnasında bu gibi duygular eğer karşı tarafa geçti ise belki bu da etkili olmuştur diyebilirim.

Üniversite öğrencileriyle paylaşmak istediğin bir tavsiyen/önerin var mı?

Üniversiteden mezun olalı daha 2 sene oldu ve öğrenci olan arkadaşlarıma bilmedikleri bir şey söyleyeceğimi pek sanmıyorum. Sadece bildikleri ama hatırlamaları gereken bir şey söyleyebilirim belki. Ben küçükken, henüz gündemimde hiç tercih/dershane gibi şeyler yokken etrafımdaki insanlar bana ”ileride seni mutlu eden şeyi yap” derlerdi.

O yüzden kendilerini mutlu hissettikleri ne varsa onu yapsınlar. Zaten mutsuz olduğunuz herhangi bir şeyde başarılı olmanız da pek olası olmayacaktır. Üniversite yılları, lisede tercih yapan 17 yaşındaki hallerimizin aksine kendimizi tanımamız için çok güzel zamanlar, iyi değerlendirilmesinde fayda var.

İş arayan yeni mezunlarla paylaşmak istediğin bir tavsiyen/önerin var mı?

Şu anda ne yazık ki iş aramakta olan çok fazla kişi var dışarıda ve iş aramak, mezun olduktan sonra belki de bu sürecin en yorucu tarafı, kimsenin bilmediği ve çok önemli dediğim bir tavsiyem yok tahmin edersiniz ki.

Kendi alanlarında kullandıkları ve bilmeleri gereken bir program var ise onda uzmanlaşmaları ve de dil konusunda bir yol kat etmiş olmaları onları öne çıkarabilecek faktörlerden. Gerisi, okuduğunuz okul, not ortalamanız ve de mülakatta kendinizi ifade ediş biçiminize kalıyor benim gördüğüm kadarı ile.

#fikirselröportajlar serisine konuk olduğun ve bizimle değerli tecrübelerini paylaştığın için teşekkür ederiz Yiğit, kariyerinde çok iyi işler başaracağına dair inancım tam. ?

*Son 5 yıl içerisinde üniversiteden mezun olmuş ve halihazırda bir işte çalışıyorsanız veya yüksek lisans yapıyorsanız sizlerin deneyimlerinizi de bu röportaj serisinde paylaşmak isterim.

Yazı Kaynağı

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu