İş Hayatındaki Yeni Mezunlar: Seri 15 – Buket YAŞAR

–Merhaba Buket! Tanımayanlar için kendini tanıtır mısın?
Elbette. Öncelikle herkese merhabalar. İş hayatıma başlamadan önce ben Buket Yaşar. Öğrenmeyi, gelişmeyi ve paylaşmayı hayat ilkesi haline getiren, gülmeyi çok seven, enerjik, komik, işine ve hayata tutkuyla bağlı, ailesine, arkadaşlarına ve kendine çok değer veren, dünyadaki milyarlarca insandan sadece biriyim.
Endüstri Mühendisiyim. 2020 yılının temmuz ayında Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden mezun oldum. Aynı zamanda blog yazarıyım. 4 yıldır büyük bir keyifle içerik üretmekteyim.
–Buket bize üniversite tercih sürecinden bahsedebilir misin?
Bilinçli bir tercih yaptım. Benden yaşça büyük olan 2 kuzenim, endüstri mühendisi. Lise yıllarımdayken onlar endüstri mühendisliğinden yeni mezun olmuşlardı. Endüstri mühendisliği ile ilgili merak ettiğim tüm soruları kendilerine sordum ve böylece lise 3. sınıftayken hedefimi koymuş oldum.
Endüstri mühendisliğinin bakış açısı, sosyal ve teknik alanlarının dengesi ve çok yönlülüğü beni cezbetti. İyi ki okumuşum, biz ailecek bu mesleği çok sevdik, şu an diğer 2 kuzenim de bu bölümü okuyor.
–Peki üniversite hayatında nelerle uğraştın, nasıl bir üniversite hayatı geçirdin?
Üniversite hayatımı olabildiğince dolu dolu geçirmeye çalıştım. Bu dönem için iş hayatından önce son tatil derler, çok doğru. Ona göre kıymetini bilmek lazım diye düşünüyorum.
Çocukluğumdan beri öğrenmeyi sevdiğim için üniversitede de önceliğim öğrendiğim konuların derinine inmek oldu. Yüksek not alma düşüncesi/hırsı, önceliğim değildi; zaten siz çalışmayı ve öğrenmeyi severseniz, sevindirecek notlar da elbette geliyor. Akademik hayatımın geneline baktığımda başarılı bir öğrenci olduğumu söyleyebilirim. Üniversiteden onur derecesiyle mezun oldum. Ancak burada altını çizmek istediğim temel nokta: tutkuyla çalışma ve öğrenme.
Üniversitede ilk stajımı Friterm A.Ş.’de Yalın Dönüşüm Koordinatörlüğü’nde yaptım. Yalın üretime ve yalın bakış açısına dair öğrenebileceğim çoğu şeyi bu stajdan layığıyla öğrendim, uygulamalar gerçekleştirme fırsatı da buldum. Staj sürecinde çeşitli eğitimler de aldık. İkinci stajımı Groupe Renault’da (İstanbul/Genel Müdürlük) yaptım. Stratejik planlama, stratejik pazarlama, ürün ve tedarik yönetimine dair oldukça sağlam bilgiler öğrendim. Burada birçok kişiyle de blogum için röportaj yapma fırsatım oldu.
Üniversitemin Endüstri Mühendisliği Kulübünde de aktif olarak görevler aldım. Bu görevlerin insanlarla olan iletişimime, profesyonel çevremin artmasına, zaman yönetimi ve kriz yönetimi gibi becerilerimin gelişmesine katkısı oldu. Son yıl da Trabzon merkezli Uluslararası Sivil Toplum Ağı Derneği’nde görev aldım. Derneğin eğitim biriminin oluşturulmasında ekibimle birlikte katkımız oldu.
Üniversitedeyken benden yaşça küçük üniversiteli ve liseli kardeşlerimize mentorlük yapmaya başladım. Karşılıklı öğrendiğimiz bu sürecin insana kattığı mutluluk ise tarifsiz.
–Şu anki tecrübelerinle üniversiteye geri dönecek olsan neleri değiştirmek isterdin?
Herhangi bir şeyi değiştirmek istemezdim ama üniversitede 2. yıl erasmus yapsaydım, çok güzel olabilirdi. Yüksek lisans için bu hedefim var. Yurtdışı tecrübesi, bakış açısının zenginliği ve deneyim için oldukça önemli diye düşünüyorum.
–Peki, çalıştığın iş mezun olduğun bölümle alakalı mı?
Kesinlikle, birebir alakalı.
–Biraz da mesleğinden bahsetmek gerekirse Çalışan Deneyim Uzmanı nedir, genel hatlarıyla neler yaparsınız?
Dijital güvenlik alanında global bir ekol olma yolunda ilerleyen Procenne Teknoloji A.Ş.’de İnsan ve Kültür Direktörlüğü’ne bağlı olarak Çalışan Deneyimi Uzman Yardımcısı görevini yürütüyorum. Çalışan Deneyimi’nin kalın ve net sınırları yok, bu da bize özgürlük ve geniş bir alan sağlıyor. Verilen sözler ile gerçekleştirilen faaliyetler arasında uçurum oluşmuyorsa, çalışanların hem kalplerine hem akıllarına dokunmayı başarabiliyorsanız, siz gerçekten güzel bir çalışan deneyimi yaşatıyorsunuz demektir. Çalışan deneyimi ekosisteminin merkezinde insanı anlayarak hareket etme anlayışı var.
Şirket kültürünün, iş yapış modellerinin ve organizasyonun dönüşümünde/tasarımında/ yapılandırılmasında/geliştirilmesinde ve yeteneklerin (bireylerin) gelişim sürecinde aktif olarak görev almaktayım.
Önceden İK’nın bir destek fonksiyonu olduğuna dair bir algı vardı. Dönüşüm çalışmaları hem globalde hem yerelde gösterdi ki; her şeyin merkezinde insan var, İK var. Çünkü her şey insanla başlar. İnsana değer verirseniz, çalışmalarınız da değer görür.
–İş arama sürecinden kısaca bahsedebilir misiniz?
2020’de mezun olduktan sonra bir süre dinlenmek istedim. O sırada LinkedIn’den teklifler geldi ama son yılın yorgunluğunu henüz atamadığım için olumlu dönüşler yapamadım. Bu arada 2016 yılından beri, yani üniversiteye başladığım yıldan beri LinkedIn’i aktif olarak kullanıyorum, yararlı içerikler paylaşmaya çalışıyorum. Doğru kişileri ağıma dahil ediyorum. Bu platformu aktif bir şekilde kullanma kaynaklı iş tekliflerinin geldiğini düşünüyorum.
2021 yılında babam rahatsızlandı, 5 aylık bir hastane sürecinden sonra ne yazık ki kaybettik. Çok zorlu ve sancılı bir yıl oldu benim için. Toparlanma evresindeyken yine LinkedIn sayesinde yolum, şimdiki saygıdeğer yöneticimle kesişti. Uzun bir süredir kendisini ve çalışmalarını ilgiyle takip ediyordum, çalışmak istediğim bir kişiydi kendisi. Gerekli süreçlerden sonra karşılıklı olarak anlaştık. Ocak 2022’den beri kendisiyle ve güzel ekibimizle birlikte keyifle çalışmaya devam ediyorum.
–Öncelikle başınız sağ olsun, ailen için fazlasıyla zorlu ve yıpratıcı bir süreç olduğunu yalnızca tahayyül edebiliyorum. İş yaşamına geri dönmek gerekirse; sence işe girmende ne gibi özelliklerin etkili oldu?
İnsanı dinlemeyi, anlamayı, insanların gelişim yolculuklarına katkı sağlamayı seviyorum. En başta da belirttiğim gibi öğrenmek, benim motivasyonum. Bir şeyi bilmiyorum diye o konudan kaçmam. Nasıl, nereden, kimden öğrenirim diye düşünürüm ve ona göre aksiyon planlarımı oluştururum; mücadeleci ve pes etmeyen bir yapım var. Bu özelliklerin işe girmemde de etkili olduğunu düşünüyorum.
–Üniversite öğrencileriyle paylaşmak istediğin bir tavsiyen/önerin var mı?
Mutlaka bir mentorunuz/koçunuz olsun, güzel insanlar. J Siz de yeri geldiğinde mentorluk/koçluk yapın genç kardeşlerimize. Bilgilerinizi, deneyimlerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. LinkedIn gibi platformlarda veya blog temelli sitelerde içerikler oluşturmaya özen gösterin; böylece çevreniz de genişlemeye başlar.
Üniversitedeyken olabildiğince özgün insanları hayatınıza katmaya çalışın. Düzenlenen etkinlikler, bunun için birer fırsat olabilir.
Stajlarınızı çok iyi değerlendirin. Orada bir çalışanmışsınız gibi düşünün kendinizi ve herkesten bir şeyler öğrenmeye çalışın. Eminim, o kişiler de bu durumu sevecek.
–İş arayan yeni mezunlarla paylaşmak istediğin bir tavsiyen/önerin var mı?
Her zaman “yola devam” deyin. İstemediğiniz sonuçlarla karşılaştığınızda moralinizi bozmamaya çalışın. Olumsuz sonuçlar da kişiler için bir deneyimdir. Hep iyi düşünün, iyi olun.
Kendinizi iyi tanıyın. (Neleri yapmaktan hoşlanıyorsunuz, kırmızı çizgileriniz neler? vs.)
Çalışmak istediğiniz kurumun yapısı ve kültürü, değerlerinizle örtüşmeli. Sizi mutlu edecek bir işiniz olmalı. Zamanımızın çoğu çalışarak geçiyor. Mutluluk ve huzur içerisinde çalışmak kadar güzel bir şey yok.
Bu güzel röportaj fırsatı için Aysu Helin Ay’a teşekkür ederim.
Sevgilerle…
#fikirselröportajlar serisine konuk olduğun ve bizimle değerli tecrübelerini paylaştığın için teşekkür ederiz Buket, iş hayatında ve içerik üretme serüveninde çok iyi işler başaracağına hiç şüphe yok.?
*Son 5 yıl içerisinde üniversiteden mezun olmuş ve halihazırda bir işte çalışıyorsanız veya yüksek lisans yapıyorsanız sizlerin deneyimlerinizi de bu röportaj serisinde paylaşmak isterim.




